|
Son dönemlerde, dünyanın her yerinde
insanlar özgürlükten söz ediyor. Kadınların
özgürlüğünden, ülkemizin gün geçtikçe daha özgür
bir ülke olduğundan dem vuruyor
politikacılarımız. Oysa bir yandan işçi
sınıfını, kadın işçileri her gün daha kötü yaşam
koşullarına mahkum eden yasalar çıkartılıyor.
Yılların mücadelesi ile kazanılan 8 saatlik
işgünü, kıdem tazminatı, sosyal güvenlik, sağlık
gibi haklarımız adım adım alınıyor elimizden.
Toplumsal eşitsizlikler gün geçtikçe artıyor,
yoksullarla zenginler arası mesafe her geçen gün
büyüyor. Özgürlüklerden bahsediyorlar, eşitlik
olmadan özgürlük olabilirmiş gibi… Eşitsizlikler
her gün büyüyor dünyada oysa ki… Tüm bu süreçten
de en çok kadın işçiler etkileniyor. Oysa kadın
işçiler büyük mücadeleler vermişlerdi, daha
eşitlikçi bir dünya yaratmak için; çok kan
dökülmüştü, bizim bugünkü yaşam ve çalışma
koşullarımızın sağlanması için.
Bugün ise, o hakları bir bir yitirme
noktasına geldik. Son dönemde gündemde olan yasa
tasarıları genelde tüm işçilerin yaşam ve
çalışma koşullarında ciddi bir gerileme anlamına
gelirken, kadın işçiler açısından eşitsizliğin
daha da artması anlamına gelmektedir. Mart
ayında yasalaşması beklenen Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı ile,
kadınların emeklilik yaşının 65’e çıkartılması;
emeklilik, dul ve yetim maaşlarının azaltılması;
emeklilik için gereken prim ödeme gün sayısının
artırılması;
kız çocuklarının yetim maaşı ve sağlık
hizmetlerinden yararlanma yaş sınırının
erkeklerle eşitlenmesi;
basın, matbaa ve ambalaj sanayi gibi sektörlerde
yıpranma hakkının kaldırılması
gibi hak kayıpları gündemdedir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın
üzerinde çalışmakta olduğu İstihdam Paketi’ne
ilişkin basında yer alan açıklamalarda ise,
paketin, kadın istihdamını son derece olumsuz
yönde etkileyecek emzirme odaları ve kreşlerin
işveren yükümlülüğünden çıkartılması gibi
hükümler içerdiği yer almaktadır.
2007 yılı bir yandan işçi kadınlar olarak
pek çok kazanımın elimizden alındığı bir yıl
olurken; aynı yıl bir yandan da sistemli,
inatçı, örgütlü mücadelenin kazanımlarına imza
atıldı. Novamed’de 79’u kadın 81 grevci işçi,
ondört ay süren grevleri sonucunda sendika
hakkını kazandı. 2008’in de saldırılar anlamında
çok daha yoğun bir yıl olacağı daha ilk aylardan
ortaya çıkmıştır. İki seçeneğimiz var, ya
susacağız, işçilerin yılların mücadelesi ile
kazandığı hakların elimizden alınmasını
seyredeceğiz ya da kendimize 8 Mart’ları, 1
Mayıs’ları yaratanları, mücadeleleri tarihe
damga vuranları, mesela Novamed’in mücadeleci
kadınlarını örnek alacağız ve bizden sonraki
işçi kuşaklarına, kendi çocuklarımıza onurlu,
bağımsız ve yaşanabilir bir ülke yaratma
mücadelesi içinde yer alacağız.
2008 yılına sermayenin değil, işçi sınıfı
ve kadın işçilerin mücadelelerinin damga vurması
umuduyla, hepinizin 8 MART DÜNYA EMEKÇİ
KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN.
Saygılarımla,
Merkez Yönetim Kurulu adına,
Yakup AKKAYA
Genel Başkan
|