|
GİRİŞ
Sanayi devrimi öncesi dönemde, yani 18. yüzyılın ilk
yarısına kadarki süreçte, henüz büyük fabrikalar yoktu ve
eğirme, dokuma türü işler evlerde, el tezgahlarında
yapılıyordu. Dolayısıyla ev ve iş, bir ve aynı yer demekti.
18. yüzyıl İngiltere’sinde yaşanan sanayi devrimi sonrasında
ise, İngiltere’de ve ardından tüm dünyada, sanayileşme, ev
ile iş arasında hızlı bir işbölümü yarattı. Bu işbölümü,
erkekle kadın arasındaki işbölümünün de derinleşmesi
anlamına geliyordu. Erkek para kazanan ve ‘ailesine bakan
unsur’ haline gelirken, kadın ev işlerinden ve çocuk
bakımından sorumlu oldu. Kadınlar da bir yandan ücretli
işgücü olarak dışarıda da çalışıyordu; ancak onların
çalışması ‘eşine destek’ olarak görülüyordu. Kadın işçiler,
patronlar tarafından, ucuz işgücü kaynağı ve erkek işgücünün
zor bulunduğu örneğin savaş gibi dönemlerde başvurulabilecek
yedek işgücü kaynağı olarak görülüyorlardı. Aldıkları
ücretler erkeklere göre çok düşüktü, sağlıklarını ciddi
anlamda tehdit eden işlerde çalışıyorlardı ve çalışma
saatleri günde 16-17 saati bile bulabiliyordu.
Aradan 200 yılı aşkın süre geçti. Elbette gerek çalışma
koşullarında, gerekse kadın - erkek eşitliği konusunda pek
çok yol katedildi. Ancak bugün halen kadın işçiler işgücü
piyasası içinde en yoğun sömürüye maruz kalan, en düşük
ücretle çalıştırılıp, ilk işten çıkartılan kesim olma
özelliğini korumaktadır. Kadının çalışma yaşamına dair veya
çalışma yaşamı dışındaki sorunlarını ele alırken hiç
unutmamamız gereken kadın sorununun sistem sorunundan
bağımsız düşünülemeyeceği olmalıdır. Çalışma yaşamı içinde
çok daha düşük ücrete razı olacak, istenildiği an işten
çıkartılabilecek, yedek işgücü olarak görülen, evde ücretsiz
emek olarak çalışmayı sürdüren kadınlar bu sistem için bir
gereklilik durumundadır. Tıpkı işçiler üzerinde sürekli bir
basıncın yaratılması açısından önem taşıyan işsizler
ordusunun varlığı gibi.
Bugün çalışma yaşamı içinde çok sayıda kadın hiçbir
güvenceye sahip olmadan, çok kötü koşullarda çalışmaktadır.
Bu bağlamda bizler, işçi sınıfının görece ‘şanslı’
kesimindeyiz, çünkü örgütlüyüz, çünkü hakkımızı koruyan bir
sendikanın üyesiyiz, çünkü çalışma yaşamını düzenleyen
yasalara ek olarak bizleri koruyan toplu sözleşmelere bağlı
olarak çalışıyoruz. Ancak her ne kadar sendikalı, örgütlü de
olsak, kanunlardan veya sendikamızın imzaladığı toplu iş
sözleşmesinden doğan haklarımızı bilmediğimiz durumda,
kendimizi savunmamız zorlaşır. Var olduğunu bilmediğimiz
‘hak’larımızın arkasında durmamız mümkün değildir.
Bugüne kadar sürekli vurguladığımız bir gerçek de, kadın
işçilerin, işçi olmaktan kaynaklı yaşadıkları sorunlara,
kadın olmaktan kaynaklı sorunların eklenmesi nedeniyle
çalışma yaşamı içerisinde erkek işçilere oranla daha
dezavantajlı konumda bulunmalarıdır. Kadın işçiler açısından
yaşanan bu olumsuzluk, kadınların örgütlenmeleri, toplumsal
cinsiyete dayalı ayrımcılıkları önce fark etmeleri ve
ardından bununla mücadeleyi önlerine hedef olarak koymaları
ile aşılabilir.
Bugün ne yazık ki, kadın işçiler sendikalar içinde yeterince
aktif değildir. Bu durum elbette hem sendikaların kadın gücü
anlamında geri kalmalarına, hem de kadın işçilerin
ellerindeki örgütlü gücü kullanmayarak, yaşadıkları eşitsiz
koşulların sürmesine bir anlamda katkıda bulunmalarına neden
olmaktadır. Oysa çok küçük bir çabayla bile
değiştirebileceğimiz bazı şeyler bulunmaktadır. Örneğin
kadın işçilerin, bırakın sendika yönetimlerinde olmayı veya
işyeri temsilcisi olmayı, yalnızca toplu sözleşme
dönemlerinde konuya müdahil olup, gerek işyerindeki genel
sorunlarla ilgili, gerekse kadın olmaktan kaynaklı
yaşadıkları ve çoğu zaman erkeklerin aklına bile gelmeyen
sorunlarıyla ilgili taleplerini iletmeleri durumunda, toplu
sözleşmeler kadınlar açısından çok daha anlamlı olacaktır.
Bugün gelinen noktada, pek çok alanda işçilerin yıllar süren
mücadeleleri sonucunda kazanılmış olan haklarımız geri
alınmaktadır. Gün geçtikçe çalışma süreleri uzamakta, satın
alma gücümüz düşmekte, sosyal güvenlik ve sağlık gibi en
temel haklarımız adım adım elimizden alınmaktadır.
Emekçilerin örgütlü gücünü yok sayan bu politikalara dur
demenin ilk adımı da haklarımızı bilmekten geçer.
Elinizdeki broşür, Anayasa, 4857 sayılı İş Kanunu ve kanun
kapsamında çıkartılan yönetmelikler uyarınca kadın işçilerin
sahip oldukları hakları ele almaktadır. Özellikle hamilelik
dönemi ve doğum sonrası döneme ilişkin olarak kanunlarda
kapsamlı düzenlemeler yer almaktadır. Çalışan anne
adaylarının bu hükümleri bilmesi ve kullanması hem kendi
sağlığı, hem de bebeğin sağlığı açısından önem taşımaktadır.
Analığın korunması ilkesi bakımından kanunda ayrıntılı
düzenlemeler bulunduğunu söylemiştik ve ileriki sayfalarda
bu düzenlemeleri eleştirel biçimde ele alacağız. Ancak hiç
unutmamamız gereken şey, bu hakları kullanabilmek için
‘bilmek’ ve iyileştirebilmek için ise toplumdaki cinsiyete
dayalı işbölümünü ve de kadın sorununun aslında bir sistem
sorunu olduğunu fark etmek ve buna karşı mücadele etmek
gerekmektedir.
Pek çok kanun kadınlarla ilgili çeşitli hükümler
içermektedir. Biz bu broşürde, kadınların çalışma yaşamına
ilişkin haklarını düzenleyen kanun maddelerini ve
yönetmelikleri ele almaktayız. Bu bağlamda önce Anayasa’nın
ilgili hükümlerine yer verilmiş, ardından 4857 sayılı İş
Kanunu’nun kadın işçileri özel olarak ilgilendiren hükümleri
ele alınmıştır.
Bilindiği gibi 4857 sayılı İş Kanunu’nun çıkmasının
ardından, kanun uyarınca çok sayıda yönetmelik yayınlandı.
Yine kadın işçilerle ilgili olan yönetmelik hükümleri de
broşürde yer almaktadır. Daha ayrıntılı hükümler içeren
“Gebe Veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları Ve Çocuk Bakım Yurtlarına
Dair Yönetmelik” ve “Kadın İşçilerin Gece Postalarında
Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik” ayrıca broşürün
sonunda tam metin olarak da yer almaktadır.
ANAYASA
Madde 10 -
Herkes, dil, ırk, renk,
cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve
benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde
eşittir.
(Ek fıkra: 07/05/2004 - 5170 S.K./1. md.)
Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu
eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa
imtiyaz tanınamaz.
Devlet organları ve idare makamları bütün
işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak
hareket etmek zorundadırlar.
Madde 50 - Kimse, yaşına,
cinsiyetine ve gücüne uymayan işlerde çalıştırılamaz.
Küçükler ve kadınlar ile bedeni ve ruhi
yetersizliği olanlar çalışma şartları bakımından özel olarak
korunurlar.
İŞ KANUNU
4857 sayılı İş Kanunu’nda ve ilgili yönetmeliklerde, kadın
işçilerin çalışma yaşamı içindeki haklarını düzenleyen
maddeleri üç ayrı bölümde sınıflandırarak ele almak,
okumanın kolaylaşması açısından daha doğru olacaktır.
Aşağıda Kanun ve kanuna bağlı olarak çıkartılan
yönetmelikler, “kapsam dışı kadın işçiler”, “eşit davranma
ilkesi” ve “analığın korunması” başlıkları altında ele
alınmaktadır.
1. Kapsam Dışı Kadın İşçiler
İş Kanunu’nun 4. maddesi
“İstisnalar” başlığını taşımakta ve kanun kapsamına girmeyen
işçileri belirlemektedir. Buna göre aşağıda sayılan ve büyük
çoğunluğunu kadınların yaptığı bu işlerde çalışanlar İş
Kanunu kapsamına girmemekte; yani büsbütün korumasız
kalmaktadır.
“50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman
işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde,
Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her
çeşit yapı işleri,
Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3
üncü derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri
katılmayarak evlerde ve el sanatlarının yapıldığı işlerde,
Ev hizmetlerinde”
çalışan kadınlar İş Kanunu kapsamı içinde değildir. Oysa
ülkemizde gerek ev hizmetlerinde ve evde çalışma kapsamında
çalışanların yüzde 90’ın üzerinde bir bölümünü kadınlar
oluşturmakta; gerekse 50’den az işçi çalıştırılan tarım
işyerlerinde çok sayıda kadın işçi bulunmaktadır. İş Kanunu
elbette bizlerin istediği düzeyde bir koruma
sağlamamaktadır; ancak yine de kanun kapsamı içinde olmamak
çok daha kötü yaşam ve çalışma koşulları anlamına
gelmektedir. Ayrıca ev işçilerinin kapsam dışı bırakılması,
gerek ILO sözleşmelerine, gerekse AB mevzuatına aykırıdır.
2. Eşit Davranma İlkesi
4857 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesi aşağıdaki
şekilde düzenlenmiştir:
“Eşit davranma ilkesi
MADDE 5. - İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet,
siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri
sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli
çalışan işçi karşısında kısmî süreli çalışan işçiye,
belirsiz süreli çalışan işçi karşısında belirli süreli
çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin
sebepler zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin
yapılmasında, şartlarının oluşturulmasında, uygulanmasında
ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik nedeniyle doğrudan
veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet
nedeniyle daha düşük ücret kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin
uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı
kılmaz.
İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra
hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar
ücreti tutarındaki uygun bir tazminattan başka yoksun
bırakıldığı haklarını da talep edebilir. 2821 sayılı
Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.
20 nci madde hükümleri saklı kalmak
üzere işverenin yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı
davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak, işçi bir
ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir
durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut
olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.”
Dolayısıyla, en azından kanunun 5. maddesine
göre, işyerinde cinsiyete dayalı bir ayrımcılık yapılması
halinde, işçi, 4 aya kadar asıl ücreti tutarında uygun bir
tazminat ve yoksun bırakıldığı diğer haklarını da talep
edebilmektedir. Maddeye göre, eşitliğe aykırı davranıldığını
ispat etme yükümlülüğü işçiye aittir. Ancak işçi eşit
davranma ilkesinin ihlalini güçlü bir biçimde gösteren bir
kanıtla ortaya çıktığı zaman, aksini ispat etme yükü
işverene ait olacaktır.
Madde, eşit davranma ilkesi ile ilgili genel
bir düzenleme getirmiş; bu anlamda da işe girişten, iş
sürecine ve işin sona ermesinde eşit davranmaya dair
ayrıntılı düzenlemelere yer verilmemiştir. Yine, doğrudan ve
dolaylı ayrımcılığın tanımlanması konularının yer almamış
olması da maddenin eksiklikleri arasındadır.
İş Kanunu’nun 72. maddesinde düzenlenen “Yer
ve Su Altında Çalıştırma Yasağı” ve 73. maddede düzenlenen
“Gece Çalıştırma Yasağı” da yine eşit davranma ilkesi
açısından ele alınabilecek maddeler olarak karşımıza
çıkmaktadır.
72. maddede, yer altında veya su altında
çalışılacak işlerde 18 yaşını doldurmamış erkek ve her
yaştaki kadının çalıştırılmasının yasak olduğu
belirtilmektedir. Bu maddenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu
ile ilgili tartışmalar vardır. ILO’nun 45 sayılı
Sözleşmesi’nde de “kadınların yer altında kol işçisi olarak
çalıştırılmasının” yasaklanması söz konusudur ve bazı
ülkeler bu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu
gerekçesiyle onaylarını geri çekmişlerdir. Yer altında ve su
altında çalıştırma yasağının analığın korunması ilkesi ile
beraber ele alınması cinsiyet eşitliği bakımından daha uygun
olacaktır.
“Gece Çalıştırma Yasağı” başlıklı 73. maddede, sanayie ait
işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece
çalıştırılmasının yasak olduğu; kadınların gece postalarında
çalıştırılmalarının ise bir yönetmelikle düzenleneceği
belirtilmektedir. Buna istinaden 2004 yılında, “Kadın
İşçilerin Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında
Yönetmelik” çıkartılmıştır. Yönetmelik hükümlerine göre,
•18 yaşını doldurmuş kadın
işçiler gece postalarında 7,5 saati geçmemek üzere
çalıştırılabilmektedir.
•Belediye sınırları dışındaki
işyerleri ile, belediye sınırları içinde olmasına karşın
posta değişim saatlerinde araç sorunu yaşanan işyerlerinde
işverenler, gece postalarında çalıştıracakları kadın
işçileri, sağlayacakları uygun araçlarla ikametgahlarına en
yakın merkezden işyerine götürüp getirmekle yükümlüdür.
•Postası değiştirilecek işçi
kesintisiz en az onbir saat dinlendirilmeden diğer postada
çalıştırılamaz.
•Kadın işçilerin, gece
postalarında çalıştırılabilmeleri için, işe başlamadan önce
doktora muayene ettirilerek, çalışmalarına engel bir durumun
olmadığına dair sağlık raporlarının alınması şarttır. Bu
işçilerin muayeneleri her altı ayda bir tekrarlanır.
•Aynı işyerinde çalışan karı
kocanın aynı gece postasında çalışma istekleri, işverence,
olanak oranında karşılanır.
•Kadın işçiler, gebe
olduklarının doktor raporuyla tespitinden itibaren doğuma
kadar, emziren kadın işçiler ise doğum tarihinden başlamak
üzere altı ay süre ile gece postalarında çalıştırılamazlar.
Emziren kadın işçilerde bu süre, ana ve çocuğun sağlığı
açısından gerekli olduğunun tespiti halinde bir yıla kadar
uzatılır.
•Hamile ve emziren kadın işçilerin anılan sürelerdeki
çalışmaları, 14/7/2004 tarihli ve 25522 sayılı Resmî
Gazete’de yayımlanan Gebe veya Emziren Kadınların
Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım
Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümleri saklı kalmak üzere,
gündüz postalarına rastlayacak şekilde düzenlenir.
Yine yukarıdaki hükümler doğrultusunda ele alınabilecek bir
başka yönetmelik de 2004 yılında çıkartılan Ağır ve
Tehlikeli İşler Yönetmeliği’dir. Yönetmelik, hangi işlerin
ağır ve tehlikeli işlerden sayılacağına, kadınlarla 16
yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçilerin
hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde
çalıştırılabileceklerine ilişkin hükümleri belirlemektedir.
3. Analığın Korunması
Her ne kadar bu bölümün başlığı Analığın Korunması olarak
adlandırılmışsa da; konuya ilişkin doğru yaklaşım Aile İle
İlgili Sorumluluğu Bulunan İşçilerin Korunması şeklinde
olmalıdır. Çocuklar yalnızca annenin değil, babanın da
çocuklarıdır ve anne ve baba çocukların bakımı ve
yetiştirilmesi konusunda eşit derecede sorumluluk sahibidir.
Çocuklar aynı zamanda toplumun birer üyesidir ve bu sıfatla
da yalnızca anne ve babanın değil, toplumun yükümlülüğü
altındadır.
Kanunlarımızda, örneğin çocuk bakımı ile ilgili
olarak kadınlara ilişkin ek koruma önlemlerinin yer alması,
pozitif ayrımcılıktan değil; toplumumuzda yerleşmiş olan,
‘çocuklara bakmak kadının sorumluluğu altındadır’ yönündeki
görüşten; yani yine toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünden
kaynaklanmaktadır.
Biz de hazırladığımız bu broşürde, hem kanunlar bu yönde
hazırlanmış olduğu, yani aile sahibi işçilerin değil
yalnızca kadınların haklarını koruduğu; hem de elinizdeki
broşür kadın işçilerin, çalışma yaşamını düzenleyen
kanunlardan doğan hakları ile ilgili olduğu için ‘Analığın
Korunması’ başlığı altında inceliyoruz. Başka bir deyişle,
mevzuatı, olması gereken biçimiyle değil, mevcut biçimiyle
ele almak durumundayız.
Kanunun cinsiyete dayalı işbölümüne göre
hazırlanmış olduğu konusundaki eleştirimiz ise elbette kadın
işçilerin hamilelik dönemleri veya emzirme gibi fiziksel
olarak erkeklerin yapamayacağı işler istisna tutularak
okunmalı.
İlgili Hükümler
İş Kanunu’nun “Feshin Geçerli Sebebe
Dayandırılması” başlığını taşıyan 18. maddesine göre “Irk,
renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik,
doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler” fesih için
geçerli neden oluşturmamaktadır.
Yine benzer biçimde, “İşverenin Haklı Nedenle
Derhal Fesih Hakkı” başlığını taşıyan 25. maddede de yine
hamile ve yeni doğum yapmış kadın işçilerin korunmasına
yönelik hükümler yer almaktadır. 25. maddede, işçinin kendi
kastı dışında hastalanması, kaza, doğum ve gebelik gibi
hallerde, işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih
hakkının; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma
süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini altı
hafta aşmasından sonra doğacağı ve doğum ve gebelik
hallerinde bu sürenin 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde
başlayacağı belirtilmektedir. Ancak işçinin iş sözleşmesinin
askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret
işlemez.
İş Kanunu’nun 55. maddesi de yıllık izin
bakımından çalışılmış gibi sayılan hallere ilişkin
düzenlemeler getirmektedir. Buna göre, kadın işçilerin 74.
madde gereğince doğumdan önce ve sonra çalıştırılmadıkları
günler yıllık ücretli izin hakkının hesabında çalışılmış
gibi sayılmaktadır.
İş Kanunu’nun, “Çalışma Süresinden Sayılan
Haller” başlığını taşıyan 66. madde hükümlerine göre, çocuk
emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için
belirtilecek süreler çalışma süresinden sayılmaktadır.
İş Kanunu’nun içinde (yönetmelikler hariç) kadın
işçilerle ilgili yer alan en kapsamlı düzenleme “Analık
Halinde Çalışma ve Süt İzni” başlığını taşıyan 74. maddedir.
Madde, doğum öncesi ve sonrası izinlerine, hamile ve yeni
doğum yapmış kadın işçilerin çalışma koşullarına ilişkin
düzenlemeler içermektedir.
|
“Analık halinde çalışma ve süt izni
MADDE 74. - Kadın işçilerin doğumdan önce
sekiz ve doğumdan sonra sekiz hafta olmak üzere
toplam onaltı haftalık süre için
çalıştırılmamaları esastır. Çoğul gebelik
halinde doğumdan önce çalıştırılmayacak sekiz
haftalık süreye iki hafta süre eklenir. Ancak,
sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun
onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki üç
haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda,
kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası
sürelere eklenir.
Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık
durumuna ve işin özelliğine göre doğumdan önce
ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler
hekim raporu ile belirtilir.
Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik
kontroller için ücretli izin verilir.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde,
hamile kadın işçi sağlığına uygun daha hafif
işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde
bir indirim yapılmaz.
İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık
sürenin tamamlanmasından veya çoğul gebelik
halinde onsekiz haftalık süreden sonra altı aya
kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık
ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını
emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt
izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında
ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi
belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden
sayılır.” |
İş Kanunu’nun 88. maddesi uyarınca
çıkartılan ve 14 Temmuz 2004 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Gebe veya Emziren Kadınların
Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım
Yurtlarına Dair Yönetmelik” ise kadın işçilerin doğum öncesi
ve sonrasına ilişkin haklarıyla ilgili kapsamlı düzenlemeler
içermektedir. Bu nedenle yönetmeliğin -bazı ek maddeler
hariç tutulmak üzere- tamamı broşürün sonunda yer
almaktadır.
Yönetmeliğin amacı, işyerlerin-deki gebe, yeni doğum yapmış
veya emziren işçilerin işteki güvenlik ve sağlığının
sağlanması ve geliştirilmesini destekleyecek önlemler
uygulamak ve bu işçilerin hangi dönemlerde ne gibi işlerde
çalıştırılmalarının yasak olduğunu, çalıştırılabileceği
işlerde hangi şart ve usullere uyulacağını, emzirme
odalarının veya çocuk bakım yurtlarının (kreş) nasıl
kurulacağını ve hangi şartları taşıyacağını belirlemek
olarak ifade edilmektedir.
Yönetmelikte ayrıntılı düzen-lemeler yer almakla birlikte,
8. maddede yer alan “Hekim raporu ile gerekli görüldüğü
takdirde, gebe işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde
çalıştırılır. Bu halde işçinin ücretinde bir indirim
yapılmaz. Başka bir işe aktarılması teknik ve makul olarak
mümkün değilse, işçinin güvenlik ve sağlığının korunması
için gerekli süre içinde, işçinin isteği halinde ücretsiz
izinli sayılması sağlanır.” hükmü, pek çok durumda kadın
işçilerin hem kendileri, hem de bebekleri için zararlı
koşullarda çalışmak ile, maddi gereksinimlerin arttığı bir
dönemde ücretsiz izne ayrılmak ikilemi arasında kalmasına
yol açmaktadır.
Oysa bu dönem, ailelerin en fazla maddi sıkıntı içine
girdikleri, doktor kontrolleri ve doğacak olan bebeğin
ihtiyaçları nedeniyle harcamaların arttığı dönemdir.
Dolayısıyla sağlık için sakıncalı koşullarda çalışan pek çok
kadın, eğer imkanı varsa, bu dönemi rapor alarak geçirme
yolunu denemektedir. Normal şartlarda insan sağlığı üzerinde
yüksek risk yaratmayan bazı işler, hamilelik döneminin
özellikle ilk aylarında bebek üzerinde hayati riskler
yaratabilmektedir. Kanunlarda bu konuda değişiklik
yapılması, hamile kadın işçilerin, sağlık için sakıncalı
koşullarda çalıştırılmasının tamamen en-gellenmesi ve bu
konudaki yasal düzenlemelerin hamile kadınlar lehine
geliştirilmesi gerekmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu hükümleri doğrultusunda çıkartılan bir
başka yönetmelik de, 9 Ağustos 2004 tarihli Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Kadın İşçilerin Gece
Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelik”dir.
İlgili yönetmeliğin 9. maddesi de yine hamile ve emziren
kadın işçilerin çalıştırılma koşulları ile ilgili
düzenlemeler içermektedir. Madde aşağıdaki şekildedir:
“Gebelik ve Analık Durumunda Çalıştırılma Yasağı
Madde 9 — Kadın işçiler, gebe olduklarının doktor raporuyla
tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın işçiler ise
doğum tarihinden başlamak üzere altı ay süre ile gece
postalarında çalıştırılamazlar. Emziren kadın işçilerde bu
süre, ana ve çocuğun sağlığı açısından gerekli olduğunun
işyeri hekimi, işyeri ortak sağlık birimi, işçi sağlığı
dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırasıyla en
yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, Hükümet veya
belediye doktoru raporuyla belgelenmesi halinde, bir yıla
kadar uzatılır.
Bu işçilerin anılan sürelerdeki
çalışmaları,
14/7/2004 tarihli ve 25522 sayılı Resmî Gazete’de
yayımlanan
Gebe
veya Emziren Kadınların
Çalıştırılma
Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına
Dair Yönetmelik hükümleri saklı kalmak üzere, gündüz
postalarına rastlayacak şekilde düzenlenir.”
Yukarıdaki madde, hamile kadın işçilerin,
hamileliklerin doktor raporu ile tespitinden itibaren,
doğumdan altı ay sonrasına kadar gece postalarında
çalıştırılamayacaklarını hükme bağlamaktadır. Ayrıca sağlık
için gerekli görüldüğü durumlarda, doktor raporu ile bu süre
1 yıla kadar uzatılabilmektedir.
Gerek İş Kanunu ve bağlı yönetmeliklerde,
gerekse Sosyal Sigortalar Kanunu’nda yer alan düzenlemeleri,
okuma kolaylığı sağlaması açısından, maddeler halinde
özetlemek gerekirse;
İZİNLER
-Doğum öncesinde ve sonrasında, kadın işçiye 8’er hafta,
yani toplam 16 hafta süre ile izin verilir. Kadın işçinin bu
hakkını kullanması için doktordan rapor veya işverenden onay
istemesi söz konusu değildir; işçi, işverene bilgi vererek
bu izinlerini kullanma hakkına sahiptir. Sağlık durumunun
uygun olması, doktorun onayı ve kadın işçinin isteği
halinde, doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde
çalışılması ve kullanılmayan izinlerin doğum sonrasına
aktarılması mümkündür. Bunun için de işverenin onayı
gerekmemektedir, doktor raporu yeterlidir.
-İkiz gebelik halinde, doğum öncesi izin 10 hafta olarak
belirlenmiştir.
-İşçinin sağlık durumuna ve işin özelliğine göre bu
sürelerin, doktor raporu ile artırılması da mümkündür.
-Kadın işçi, isteği halinde 16 haftalık sürenin (veya çoğul
gebelik durumunda 18 haftalık sürenin) bitiminden sonra 6
aya kadar ücretsiz izin kullanabilir ve bu süre yıllık
ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
-İşveren hamilelik dönemi boyunca kadın işçiye periyodik
kontrolleri için izin vermek zorundadır.
-Doğumun erken gerçekleştiği durumlarda, doğum öncesi
kullanılmayan izin hakkının doğum sonrasına aktarılması
mümkün değildir. Dolayısıyla, planlanan tarihten önce
gerçekleşen doğumlarda, kulla-nılmayan doğum öncesi izin
süreleri yanacaktır.
-Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri
için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilmektedir. Bu
sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek
kullanılacağı işçinin inisiyatifindedir. İşçi, süt iznini
nasıl kullanacağını belirleyerek, bunu işverene bildirmek
zorundadır.
-Sosyal Sigortalar Kanunu’nda, hamile kadın işçinin doğum
öncesi izninin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde 120
gün analık sigortası primi ödemiş ve doğum öncesi ve sonrası
izin sürelerinde çalışmamış olması koşulu ile bu süreler
için geçici işgöremezlik ödeneği ödeneceği hükme
bağlanmıştır.
HAMİLE, YENİ DOĞUM YAPMIŞ VE EMZİREN İŞÇİLERİN ÇALIŞMA
KOŞULLARI
-İş Kanunu’na göre, hekim raporu ile gerekli görüldüğü
takdirde, hamile işçi ücretinden herhangi bir kesinti
yapılmaksızın daha hafif işlerde çalıştırılır.
-Kadın işçiler, gebe olduklarının doktor raporuyla
tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın işçiler ise
doğum tarihinden başlamak üzere altı ay süre ile gece
postalarında çalıştırılamazlar. Bu sürenin doktor raporu ile
1 yıla kadar uzatılması mümkündür.
-Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, gebe işçi
sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde
işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. Başka bir işe
aktarılması teknik ve makul olarak mümkün değilse, işçinin
güvenlik ve sağlığının korunması için gerekli süre içinde,
işçinin isteği halinde ücretsiz izinli sayılması sağlanır.
Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate
alınmaz.
-Hamile, yeni doğum yapmış ve emziren işçilerin mümkün
olduğunca oturarak çalışması sağlanmalıdır. Bu
sağlanamıyorsa ara dinlenmeleri ihtiyacına göre daha sık
düzenlenmelidir.
-Hamile işçinin, ani darbelere, sarsıntıya, uzun süreli
titreşime maruz kalacağı işlerde çalıştırılmaları yasaktır.
-Gebe işçinin çalıştığı yerdeki gürültü seviyesinin, en
düşük maruziyet etkin değeri olan 80 dB(A) yı geçmemesi
sağlanır. Eğer gürültü seviyesi düşürülemiyorsa işçinin yeri
değiştirilir. Kişisel koruyucularla da olsa limitleri aşan
gürültülü ortamda gebe işçilerin çalıştırılmaları yasaktır.
-Kimyasal etkenler ile ilgili olarak; kanserojen, mutajen,
çok toksik, toksik, zararlı, alerjik, üreme için toksik ve
emzirilen çocuğa zararlı olabilen kimyasalların üretildiği,
işlendiği, kullanıldığı işlerde gebe, yeni doğum yapmış ve
emziren işçinin çalıştırılması esas olarak yasaktır. Ancak,
işçinin çalıştırılmasında zorunluluk varsa ve teknik olarak
bu maddeler daha az zararlı olanlarla değiştirilemiyorsa,
gebe işçi, mutajen ve üreme için toksik maddelerle, emziren
ve yeni doğum yapmış işçi, emzirilen çocuğa zararlı olabilen
kimyasalların dışındaki maddelerle, ancak her türlü önlem
alınarak ve sağlık durumları ile maruziyet düzeyleri sürekli
kontrol altında tutularak çalıştırılabilir.
-Gebelik süresi boyunca hiçbir surette elle taşıma işi
yaptırılmaz.
-Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçi günde yedi buçuk
saatten fazla çalıştırılamaz.
-İşyerinde kadın işçinin soğuk, sıcak ve yüksek basınçtan
dolayı sağlık riski yaratmayacak koşullarda çalıştırılması
gereklidir.
-Hamile ve yeni doğum yapmış işçinin yalnız çalıştırılmaması
esastır. Bu sağlanamadığında, diğer çalışanlarla kolayca
iletişim sağlaması için gerekli önlemler alınmalıdır.
SONUÇ
Günümüzde kadın işçiler, erkeklere göre daha zor şartlarda
çalışmakta ve yaşamaktadır. Bunun değiştirilebilmesi için
sendikanın tek başına gösterdiği çabaların yeterli olması
mümkün değildir. Kadın işçilerin, gerek sendikaya bu yönde
taleplerini ileterek, gerekse kendileri haklarını bilerek ve
bunları geliştirmek yönünde çaba göstererek, bu konuyu
hayatlarının bir parçası haline getirmesi gerekmektedir.
Kanunları bilmek, toplu sözleşmelerden kaynaklanan
haklarımızı bilmek yaşadığımız sorunların üstesinden
gelmenin ilk adımıdır. Buna ek olarak, mutlaka, en azından
toplu sözleşme dönemlerinde, konuya müdahil olunmalı ve
işyerinde yaşanan sorunların çözümüne ilişkin maddelerin
toplu sözleşmelerde yer alması için çaba gösterilmelidir.
Kanunlarda ve toplu sözleşmelerde yer alan hakların
bilinmesi, işveren bu hakları ihlal ettiği durumlarda direkt
olarak işyeri sendika temsilcisinin ve sendikanın haberdar
edilmesi ve sorunun sendika eliyle çözümlenmesinin
sağlanması noktasında da önem taşımaktadır. Bu nedenle tüm
üye işçilerin, haklarının ihlal edildiğini düşündükleri
ve/veya sorun yaşadıkları durumlarda işyeri sendika
temsilcisi ile irtibata geçmeleri gerekmektedir. Kadın
işçilerin sendikada daha aktif görev almaları da hem işçi,
hem de kadın olmaktan kaynaklı sorunların çözümü açısından
büyük önem taşımaktadır.
Başta da belirttik; ancak, kadın sorunu konusundaki en
önemli ve kritik nokta olduğu görüşüyle tekrar etmekte yarar
görüyoruz. Kadın olmaktan kaynaklı ek problemlerin çözümü
için çaba gösterirken unutmamamız gereken en önemli gerçek,
kadın sorununun bir sistem sorunu olduğu ve kadınların daha
düşük ücretle çalıştırılması, evde ücretsiz emek olarak
kullanılması gibi gerçeklerin bu sistemin dayattığı diğer
sorunlarla bağlantılı olduğudur. Kadın sorunu toplumsal bir
sorundur ve yalnızca, içinde yaşadığımız toplumsal
koşulların değişmesi sonucunda ortadan kalkabilir. İnsanın
insanı sömürmediği, kadınların sırf cinsiyet farkı nedeniyle
daha kötü koşullara mahkum edilmediği, daha özgür ve güzel
günleri yaratmanın tek yolu hepimizin bu mücadelenin bir
tarafından tutmasıdır.
KADIN İŞÇİLERİN GECE POSTALARINDA ÇALIŞTIRILMA KOŞULLARI
HAKKINDA YÖNETMELİK (9/8/2004 tarihli ve 25548 sayılı Resmi Gazetede
yayımlanmıştır.) BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
Madde 1 —
Bu Yönetmeliğin amacı, on sekiz yaşını doldurmuş kadın
işçilerin gece postalarında çalıştırılmasına ilişkin usul ve
esasları düzenlemektir.
Kapsam
Madde 2 —
Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu
kapsamındaki işyerlerinde 18 yaşını doldurmuş kadın
işçilerin gece postalarında çalıştırılmaları ile ilgili
koşulları kapsar.
Dayanak
Madde 3 —
Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun
73 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4 —
Bu Yönetmelikte geçen;
Bölge Müdürlüğü: İşyerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüğünü,
Kadın işçi: Medeni durumuna bakılmaksızın on sekiz yaşını
doldurmuş kadın işçileri,
Gece postası: 4857 sayılı İş Kanununun 69 uncu maddesinde
belirtilen gece çalışma sürelerini kapsayan ve yedibuçuk
saati geçmeyen çalışma zamanını, ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM Kadın İşçilerin Gece Postasında Çalıştırılmaları
Kadın İşçilerin Gece Postasında Çalıştırılma Süresi
Madde 5 —
Kadın işçiler her ne şekilde olursa olsun gece postasında
yedibuçuk saatten fazla çalıştırılamaz.
İşyerine Götürüp Getirme
Madde 6 —
Belediye sınırları dışındaki her türlü işyeri işverenleri
ile belediye sınırları içinde olmakla beraber, posta değişim
saatlerinde alışılmış araçlarla gidip gelme zorluğu bulunan
işyeri işverenleri, gece postalarında çalıştıracakları kadın
işçileri, sağlayacakları uygun araçlarla ikametgahlarına en
yakın merkezden işyerine götürüp getirmekle yükümlüdür.
Rapor
Madde 7 —
Kadın işçilerin, gece postalarında çalıştırılabilmeleri
için, işe başlamadan önce işyeri hekimi, işyeri ortak sağlık
birimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı
yerlerde sırasıyla en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık
ocağı, Hükümet veya belediye doktorlarına muayene
ettirilerek, çalışmalarına engel bir durumun olmadığına dair
sağlık raporlarının alınması şarttır. Bu işçilerin
muayeneleri her altı ayda bir tekrarlanır.
Kadın İşçilerin Çalışan Eşlerinin Gece Postalarında
Çalıştırılmaları
Madde 8 —
Kadın işçinin kocası da işin postalar halinde yürütüldüğü
aynı veya ayrı bir işyerinde çalışıyor ise, kadın işçinin
isteği üzerine, gece çalıştırılması, kocasının çalıştığı
gece postasına rastlamayacak şekilde düzenlenir.
Aynı işyerinde çalışan karı kocanın aynı gece postasında
çalışma istekleri, işverence, olanak oranında karşılanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Gebelik ve Analık Durumunda Çalışma ve Bildirim
Gebelik ve Analık Durumunda Çalıştırılma Yasağı
Madde 9 —
Kadın işçiler, gebe olduklarının doktor raporuyla
tespitinden itibaren doğuma kadar, emziren kadın işçiler ise
doğum tarihinden başlamak üzere altı ay süre ile gece
postalarında çalıştırılamazlar. Emziren kadın işçilerde bu
süre, ana ve çocuğun sağlığı açısından gerekli olduğunun
işyeri hekimi, işyeri ortak sağlık birimi, işçi sağlığı
dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırasıyla en
yakın Sosyal Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, Hükümet veya
belediye doktoru raporuyla belgelenmesi halinde, bir yıla
kadar uzatılır.
Bu işçilerin anılan sürelerdeki çalışmaları, 14/7/2004
tarihli ve 25522 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gebe veya
Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları
ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik hükümleri saklı
kalmak üzere, gündüz postalarına rastlayacak şekilde
düzenlenir.
Bildirim
Madde 10 —
Gece postalarında kadın işçi çalıştırmak isteyen işverenler,
gece çalıştırılacak kadın işçilerin isim listelerini ilgili
bölge müdürlüğüne gönderirler.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Son Hükümler
Yürürlük
Madde 11 —
Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
Madde 12 —
Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
yürütür.
GEBE VEYA EMZİREN KADINLARIN ÇALIŞTIRILMA ŞARTLARIYLA EMZİRME ODALARI VE ÇOCUK BAKIM YURTLARINA
DAİR YÖNETMELİK
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç
Madde 1 —
Bu Yönetmeliğin amacı, işyerlerindeki gebe, yeni doğum
yapmış veya emziren işçilerin işteki güvenlik ve sağlığının
sağlanması ve geliştirilmesini destekleyecek önlemler
uygulamak ve bu işçilerin hangi dönemlerde ne gibi işlerde
çalıştırılmalarının yasak olduğunu, çalıştırılabileceği
işlerde hangi şart ve usullere uyulacağını, emzirme
odalarının veya çocuk bakım yurtlarının (kreş) nasıl
kurulacağını ve hangi şartları taşıyacağını belirlemektir.
Kapsam
Madde 2 —
Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu
kapsamındaki kadın işçi çalıştıran işyerlerine uygulanır.
Dayanak
Madde 3 —
Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununun
88 inci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
Madde 4 —
Bu Yönetmelikte geçen;
Gebe işçi: İşverenini, durumu hakkında herhangi bir sağlık
kurumundan alacağı belge ile bilgilendiren gebe işçiyi,
Yeni doğum yapmış işçi: Yeni doğum yapmış ve işverenini
durumu hakkında bilgilendiren işçiyi,
Emziren işçi: 0-1 yaş arası çocuğunu emzirmekte olan ve
işverenini durumu hakkında bilgilendiren işçiyi,
Emzirme odaları: Bir yaşından küçük çocukların bırakılması,
bakılması ve işçilerin çocuklarını emzirmeleri için ayrılan
odaları,
Yurt/Çocuk bakım yurdu/Kreş: 0-6 yaş (6 yaşını tamamlamayan)
arasındaki çocukların bakım ve eğitimlerinin yapıldığı
yerleri
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Genel Hükümler
Genel Değerlendirme
Madde 5 —
Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçilerin güvenlik ve
sağlığı için tehlikeli sayılan kimyasal, fiziksel ve
biyolojik etkenlerin ve sanayi proseslerinin - süreçlerinin
işçiler üzerindeki etkileri değerlendirilerek bunlar için
alınacak önlemler aşağıda belirtilmiştir.
Bu önlemler, işçilerin yaptıkları işle bağlantılı
hareketleri, duruşları, zihinsel ve bedensel yorgunluğu da
kapsar.
a) Fiziksel ve zihinsel yorgunluk ile ilgili olarak; gebe,
yeni doğum yapmış ve emziren işçilerin çalışma saatleri ve
ara dinlenmeleri geçici olarak yeniden düzenlenir, söz
konusu işçilerin çalışma saatlerinin gece süresine ve gebe
işçilerin çalışmalarının günün erken saatlerine rastlamaması
için gereken önlemler alınır.
b) Postüral problemler ile ilgili olarak; çalışma mahalli ve
çalışma düzeni, gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçilerin
postüral (duruş) problemlerini ve kaza riskini azaltacak
şekilde yeniden düzenlenir, mümkün olduğu durumlarda
oturarak çalışmaları sağlanır.
Gebeliğin durumuna göre yorgunluğun ve diğer postüral
problemlerin azaltılması veya ortadan kaldırılması için
dinlenme araları ihtiyaca göre daha sık ve uzun olarak
düzenlenir.
c) Yüksekte çalışmalarda, gebe işçinin çalışma yerlerinin
platform, merdiven gibi yüksek ve düşme tehlikesi olan
yerlerde olmaması için gerekli düzenlemeler yapılır.
d) Çalışma saatleri ve çalışma hızı ile ilgili olarak;
çalışma hızının, saatlerinin ve işteki yoğunluğun işçinin
önerileri dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun hale
getirilmesi için gerekli şartlar sağlanır.
e) Gebe ve yeni doğum yapmış işçinin yalnız çalıştırılmaması
esastır. Ancak zorunluluk halinde gebe ve yeni doğum yapmış
işçinin yalnız çalıştırılması gerektiğinde işyerinde bulunan
diğer çalışanlarla kolayca iletişim sağlayabilmeleri için
gerekli önlemler alınır.
Ayrıca işçinin uygun tıbbi ve diğer destekleri alabilmesi
için gerekli düzenlemeler yapılır, acil yardım
prosedürlerinde bu durum göz önüne alınır.
f) İş stresi ile ilgili olarak; gebe, yeni doğum yapmış ve
emziren işçiyi, çalışma koşulları, çalışma saatleri,
müşterilerle ve üçüncü kişilerle ilişkiler, iş yükü, işini
kaybetme korkusu gibi stres faktörlerinden koruyucu önlemler
alınır.
Düşük veya ölü doğum yapmış veya doğumdan sonra bebeğini
kaybetmiş işçiyi stresten korumak için özel itina
gösterilir.
g) Gebe işçinin, ayakta çalışması gereken işlerde, mümkün
olan durumlarda oturması sağlanır, sürekli oturarak veya
ayakta çalışma engellenir, çalışmanın böyle düzenlenmesinin
mümkün olmadığı durumlarda dinlenme araları artırılır,
ayrıca hamileliğin gelişimine göre gerekli önlemler alınır.
h) Dinlenme ve diğer iyileştirici olanakların sağlanması ile
ilgili olarak; gebe işçinin sigarasız ve dumansız bir
ortamda gerekli aralıklarla oturarak veya rahatça uzanacak
şekilde fiziksel ve zihinsel olarak dinlenmesini sağlayacak
şartlar temin edilir. Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren
işçinin sık tuvalete gitme ihtiyacı göz önüne alınarak uzun
süreli çalışmalar ve ekip çalışmaları bu gereksinime uygun
olarak düzenlenir, ayrıca enfeksiyon ve diğer hastalıklara
karşı gerekli hijyen şartları sağlanır. Gebe ve yeni doğum
yapmış işçinin, kişisel ihtiyaçları göz önüne alınarak,
beslenme molasının, temiz içme suyu temininin ve diğer
ihtiyaçlarının kendileriyle de istişare edilerek
karşılanması sağlanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Özel Hükümler
Özel Riskler
Madde 6 —
Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçinin güvenlik ve
sağlığı için tehlikeli sayılan kimyasal, fiziksel ve
biyolojik etkenlerin ve sanayi proseslerinin işçinin
üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi sonucu, bunlar için
alınacak genel önlemlerle birlikte aşağıda belirtilen
durumlarla ilgili riskler ve alınacak özel önlemler
belirtilmiştir;
a) Fiziksel etkenlerden;
1) Şok ve titreşim ile ilgili olarak; gebe işçinin, ani
darbelere, sarsıntıya, uzun süreli titreşime maruz kalacağı
işlerde ve iş makinelerinde, delicilerde çalıştırılmaları
yasaktır.
Vücudun alt kısmını, bilhassa karın bölgesini etkileyen
düşük frekanslı uzun süreli titreşime ve sürekli sarsıntıya
maruziyeti de önleyecek tedbirler alınır.
2) Gürültü ile ilgili olarak; gebe işçinin çalıştığı yerdeki
gürültü seviyesinin, en düşük maruziyet etkin değeri olan 80
dB(A) yı geçmemesi sağlanır. Eğer gürültü seviyesi
düşürülemiyorsa işçinin yeri değiştirilir.
Kişisel koruyucularla da olsa limitleri aşan gürültülü
ortamda gebe işçilerin çalıştırılmaları yasaktır.
3) İyonize radyasyon ile ilgili olarak; gebe işçi iyonize
radyasyon kaynaklarının bulunduğu yerlerde çalıştırılmaz, bu
gibi yerlere girmemesi uyarı levhaları ile belirtilir.
Emziren işçi radyasyonla kirlenmiş olan yerlerde ve işlerde
çalıştırılmaz.
4) İyonizasyona neden olmayan radyasyon ile ilgili olarak;
gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçinin iyonize olmayan
radyasyon kaynaklarından etkilenmesini önleyecek tedbirler
alınır.
5) Soğuk, sıcak ve yüksek basınç ile ilgili olarak; gebe,
yeni doğum yapmış ve emziren işçinin yaptığı işin niteliği
göz önünde bulundurularak çalıştığı yerlerin sıcaklığının ve
basıncının sağlık riski yaratmayacak düzeyde olması
sağlanır.
b) Biyolojik etkenler ile ilgili olarak; gebe, yeni doğum
yapmış ve emziren işçinin, 10/6/2004 tarihli ve 25488 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlanan Biyolojik Etkenlere Maruziyet
Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelikte tanımlanan grup
2, grup 3 ve grup 4 biyolojik etkenlerin risk teşkil ettiği
yerlerde ve işlerde çalıştırılmaları yasaktır.
Ancak işçinin bağışıklığı varsa durum değerlendirilmesi
yapılarak çalışmasına izin verilebilir.
c) Kimyasal etkenler ile ilgili olarak; kanserojen, mutajen,
çok toksik, toksik, zararlı, alerjik, üreme için toksik ve
emzirilen çocuğa zararlı olabilen kimyasalların üretildiği,
işlendiği, kullanıldığı işlerde gebe, yeni doğum yapmış ve
emziren işçinin çalıştırılması esas olarak yasaktır.
Ancak, işçinin çalıştırılmasında zorunluluk varsa ve teknik
olarak bu maddeler daha az zararlı olanlarla
değiştirilemiyorsa, gebe işçi, mutajen ve üreme için toksik
maddelerle, emziren ve yeni doğum yapmış işçi, emzirilen
çocuğa zararlı olabilen kimyasalların dışındaki maddelerle,
ancak her türlü önlem alınarak ve sağlık durumları ile
maruziyet düzeyleri sürekli kontrol altında tutularak
çalıştırılabilir.
d) Çalışma koşulları ile ilgili olarak;
1) Gebe ve yeni doğum yapmış işçinin kendilerinin ve
bebeklerinin sağlığını olumsuz etkileyecek şekilde elle
yükleme ve araçsız taşıma işlerinde çalıştırılmaları
yasaktır. Bu tür işlerde risk değerlendirmesi yapılır,
gerektiğinde iş değişikliği sağlanır.
Gebelik süresi boyunca hiçbir surette elle taşıma işi
yaptırılmaz.
2) Kişisel koruyucular gebe, yeni doğum yapmış ve emziren
işçiyi tam koruyacak şekilde vücuduna uygun olmalı, bu
kişilerin hareketlerine engel olmamalı ve vücut ölçüleri
değiştikçe yenileri temin edilmelidir. Uygun koruyucu
sağlanamadığı durumlarda işçi bu işlerde çalıştırılamaz.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Değerlendirme ve Bilgilendirme
Değerlendirme
Madde 7 —
İşçi gebelik ve emzirmeye başlama halinde işvereni
bilgilendirir.
İşveren, gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçi ile ilgili
olarak, işyerindeki maruziyetin şeklini, düzeyini ve
süresini EK-I, II, III de verilen etkenler, prosesler,
çalışma koşulları veya özel bir riske maruz kalma olasılığı
bulunan işler için koruyucu veya önleyici önlemler
aracılığıyla aşağıdaki kapsamda değerlendirir;
a) Olası güvenlik ve sağlık risklerinin, gebe, yeni doğum
yapmış ve emziren işçilerin gebelikleri ve emzirmeleri
üzerindeki olası etkilerinin değerlendirilmesi,
b) Alınacak önlemlerin kararlaştırılması.
İşveren, işten kaynaklanan vardiyalı çalışma, işini kaybetme
korkusu, iş yükü ve benzeri stres faktörlerini ve kişisel
olarak işçiyi etkileyen psikososyal ve tıbbi faktörleri de
dikkate almak zorundadır.
İşyerindeki gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçi, yapılan
değerlendirmenin sonuçları ve işte güvenlik ve sağlık
amacıyla alınması gereken önlemler hakkında bilgilendirilir.
Değerlendirme Sonuçlarını İzleyen Eylem
Madde 8 —
İşveren, değerlendirme sonuçları, gebe, yeni doğum yapmış ve
emziren işçi için bir güvenlik veya sağlık riskini veya
işçinin gebeliği veya emzirmesi üzerindeki bir etkiyi ortaya
çıkardığında, ilgili işçinin çalışma koşullarını ve/veya
çalışma saatlerini, bu işçinin bu risklere maruz kalmasını
önleyecek bir biçimde, geçici olarak değiştirir.
Çalışma koşullarının ve/veya çalışma saatlerinin uyarlanması
teknik veya nesnel anlamda olanaklı değilse, işveren ilgili
işçiyi başka bir işe aktarmak için gerekli önlemleri alır.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, gebe işçi
sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde
işçinin ücretinde bir indirim yapılmaz. Başka bir işe
aktarılması teknik ve makul olarak mümkün değilse, işçinin
güvenlik ve sağlığının korunması için gerekli süre içinde,
işçinin isteği halinde ücretsiz izinli sayılması sağlanır.
Bu süre, yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate
alınmaz.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Çalışma Koşulları ve İzinler
Gece Çalışması
Madde 9 —
Emziren işçinin doğumu izleyen 6 ay boyunca gece
çalıştırılması yasaktır.
Yeni doğum yapmış işçinin doğumu izleyen sekiz haftalık süre
sonunda, emziren işçinin ise, 6 aylık süreden sonra gece
çalışması yapmasının güvenlik ve sağlık açısından sakıncalı
olduğunun hekim raporu ile belirlendiği dönem boyunca, gece
çalıştırılması yasaktır.
Kadın işçiler, gebe olduklarının hekim raporuyla tespitinden
itibaren doğuma kadar geçen sürede gece çalışmaya
zorlanamazlar.
Çalışma Saatleri
Madde 10 —
Gebe, yeni doğum yapmış ve emziren işçi günde yedi buçuk
saatten fazla çalıştırılamaz.
Analık İzni
Madde 11 —
Gebe işçinin doğumdan önce sekiz ve doğumdan sonra sekiz
hafta olmak üzere toplam onaltı haftalık süre için
çalıştırılmaması esastır. Çoğul gebelik halinde doğumdan
önce çalıştırılmayacak sekiz haftalık süreye iki hafta süre
eklenir. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, hekimin
onayı ile gebe işçi isterse doğumdan önceki üç haftaya kadar
işyerinde çalışabilir. Ancak bu durumda gece çalışması
yaptırılmaz ve gebe işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası
sürelere eklenir.
Yukarıda öngörülen süreler, işçinin sağlık durumuna ve işin
özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse
artırılabilir. Bu süreler hekim raporu ile belirtilir.
İsteği halinde kadın işçiye, onaltı haftalık sürenin
tamamlanmasından veya çoğul gebelik halinde onsekiz haftalık
süreden sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre
yıllık ücretli izin hesabında dikkate alınmaz.
Gebe İşçinin Muayene İzni
Madde 12 —
Gebe işçilere gebelikleri süresince, periyodik kontrolleri
için ücretli izin verilir.
Emziren İşçinin Çalıştırılması
Madde 13 —
Emziren işçilerin, 16/6/2004 tarihli ve 25494 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliğinde
kadınların çalıştırılabilecekleri belirtilmiş olan işlerde
çalıştırılabilmeleri için, doğumdan sonraki sekiz haftanın
bitiminde ve işe başlamalarından önce, işyeri hekimi, işyeri
ortak sağlık birimi, işçi sağlığı dispanserleri, bunların
bulunmadığı yerlerde sırasıyla en yakın Sosyal Sigortalar
Kurumu, Sağlık Ocağı, Hükümet veya belediye hekimlerine
muayene ettirilerek çalışmalarına engel durumları
olmadığının raporla belirlenmesi gerekir.
Muayene sonunda ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasının
sakıncalı olduğu hekim raporuyla belirlenen işçi, doğumdan
sonra ilk altı ay içinde bu işlerde çalıştırılamaz.
Emzirme İzni
Madde 14 —
Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri
için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilir. Bu
sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek
kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük
çalışma süresinden sayılır.
ALTINCI BÖLÜM
Oda ve Yurtlarla İlgili Genel Hükümler
Oda ve Yurt Açma Yükümlülüğü
Madde 15 —
Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 100-150 kadın
işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir yaşından küçük
çocukların bırakılması ve bakılması ve emziren işçilerin
çocuklarını emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma
yerlerinden ayrı ve işyerine en çok 250 metre uzaklıkta bir
emzirme odasının kurulması zorunludur.
Yaşları ve medeni halleri ne olursa olsun, 150 den çok kadın
işçi çalıştırılan işyerlerinde, 0-6 yaşındaki çocukların
bırakılması ve bakılması, emziren işçilerin çocuklarını
emzirmeleri için işveren tarafından, çalışma yerlerinden
ayrı ve işyerine yakın bir yurdun kurulması zorunludur. Yurt
açma yükümlülüğünde olan işverenler yurt içinde anaokulu da
açmak zorundadırlar. Yurt, işyerine 250 metreden daha uzaksa
işveren taşıt sağlamakla yükümlüdür.
İşverenler, ortaklaşa oda ve yurt kurabilecekleri gibi, oda
ve yurt açma yükümlülüğünü, bu Yönetmelikte öngörülen
nitelikleri taşıyan yurtlarla yapacakları anlaşmalarla da
yerine getirebilirler.
Oda ve yurt açma yükümlülüğünün belirlenmesinde, işverenin
belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan tüm
işyerlerindeki kadın işçilerin toplam sayısı dikkate alınır.
Oda ve Yurtlardan Faydalanacaklar
Madde 16 —
Oda ve yurtlardan kadın işçilerin çocukları ile erkek
işçilerin annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş
çocukları faydalanırlar. Odalara 0-1, yurtlara 0-6 yaşındaki
çocuklar alınır.
Oda ve yurtlarda çocuklarla görevlilerden başkasının
bulunması ve bunların amaç dışında kullanılması yasaktır.
Yurtlarda 0-2, 3-4, 5-6 yaş çocukları birbirinden ayrı
bulundurulur.
Çocuklar, oda ve yurtlara işbaşı yapılmadan önce bırakılır,
işin bitiminde alınır. Anne ve babalar, odaların ve
yurtların disiplin ve yönetimine dair kurallara uymak
şartıyla ara dinlenmesinde çocuklarını görüp bakımlarıyla
ilgilenebilirler.
Kayıt ve Çıkış
Madde 17 —
Oda ve yurtlara kabul edilen çocuklar, örneği EK-IV de
belirtilen kayıt ve kabul defterine yazılır.
Oda ve yurtlardan tamamen ayrılan çocukların, ayrılış
nedeni, tarihi, kiminle çıktığı, gözlem kağıdına ve kayıt
kabul defterine işlenir. Çocuğun özel dosyası anne veya
babasına verilir.
Oda ve Yurtlarda Bulunacak Nitelikler
Madde 18 —
Oda ve yurtlar çocukların sağlığının korunması, hava ve
güneş ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli nitelikleri
taşımalıdır. Oda ve yurtlar bodrum katında, doğrudan açık
havaya açılmayan yerlerde olmamalı, pencereleri doğrudan
güneş ışığı alacak şekilde olmalıdır. Oda ve yurtlar ayrıca
şu nitelikleri de taşımalıdır;
a) Buralarda, kadın ve velayet hakkına sahip erkek işçi
sayısının en az % 10 u oranında yatak, yeteri kadar gözlem
odası ve bir emzirme yeri bulunmalıdır. İhtiyaca yetecek
kadar yatak, bölme ve diğer araç gereç ilave edilmelidir.
b) Çocukların bulundurulacağı odaların, taban alanlarının
her çocuğa en az 3 metrekare, hacimlerinin her çocuğa en az
8 metreküp hava düşecek ölçüde ve bol ışıklı olması
gereklidir. Taban, çocukların sağlığına zarar vermeyecek,
kolayca temizlenebilecek bir malzeme ile döşenmeli, duvarlar
ve bölmeler yeterli bir yüksekliğe kadar kolayca
temizlenebilir bir maddeyle boyanmalı veya kaplanmalı,
odalar ve eşya toz tutmayacak şekilde düz ve basit
olmalıdır. Çocuk karyolaları ve komodinleri temiz, boyalı,
kullanıma ve sağlığa uygun nitelikte olmalı, karyolaların
ayarlanabilir yüksek korkulukları bulunmalıdır.
c) Yurtlarda yeterli büyüklükte bir bahçe ve bu bahçede
çocukların dinlenmeleri ve oynamaları için araç ve gereçler
bulunmalıdır.
d) Oda ve yurtlarda, anneler ve görevliler için yeteri kadar
tuvalet ve lavabo, her 10 yatağa bir çocuk banyosu, çocuk
yatak odalarının bitişiğinde çocukların kullanabileceği
lavabolar, yurtlarda ise, ayrıca, çocuklar için yeteri kadar
tuvalet bulunmalıdır.
e) Oda ve yurtlarda, mamaların ve yiyeceklerin hazırlanması,
muhafazası, dağıtılması, yedirilmesi, kullanılan araç ve
gereçlerin temizlenmesi için gerekli yerler bulunmalıdır.
f) Oda ve yurtlarda, yatak odalarından ayrı bez değiştirme
odaları olmalı, bu odalarda, masa, yatak, şezlong gibi
eşyalar, temiz ve kirli bez ve çamaşırların ayrı ayrı
konulması için gerekli dolap ve kaplar bulundurulmalı, yatak
eşyası ve annelere emzirme esnasında giydirilen gömlekler
temiz olmalı ve düzenli olarak korunmalıdır.
g) Çocuklar emzirme yerlerine çocuk bakıcısı ya da sağlık
personeli tarafından getirilir, emzirmenin bitiminde yine
aynı kimseler tarafından alınarak temizlik ve bakımları
yapıldıktan sonra yataklarına bırakılır.
Oda ve Yurtlarda Bulundurulacak İlaç ve Tıbbi Gereçler
Madde 19 —
Oda ve yurtların gereken yerlerine çocukların vücut
ısılarının ölçülmesi için termometreler konulur, buralarda
Yönetmelik EK-V teki çizelgede yazılı olan ve ayrıca
işyerinde görevli hekim tarafından gerekli görülen ilaç ve
tıbbi gereçler bulundurulur. Bunlar özel bir dolap içinde ve
kolayca kullanılabilecek şekilde saklanır ve düzenli olarak
işyerinde görevli hekim tarafından gözden geçirilerek
bozulmuş veya kullanılmaz duruma gelmiş yahut tükenmiş
bulunanların yerlerine yenileri konulur.
Personel, Yönetim ve Gözetim
Madde 20 —
Oda ve yurtlarda çalışacak yönetici, öğretmen, sağlık
personeli ve diğer personelin nitelikleri aşağıda
belirtilmiştir;
a) Yönetici: oda ve yurtların amacına uygun olarak,
işleyişle ilgili idari konulardaki her türlü işlerden ve oda
ve yurtlardaki çocukların sağlık kurallarına uygun bir ortam
içinde yaşama, gelişme ve eğitimlerinin sağlanmasından
birinci derecede sorumlu olmak üzere aşağıdaki niteliklerden
birine sahip kişilerden biri yönetici olarak
görevlendirilir.
1) Eğitim yönetimi, sosyal hizmetler, çocuk gelişimi ve
eğitimi, okul öncesi eğitim, psikoloji, çocuk sağlığı veya
çocuk gelişimi ve anaokulu alanlarından birinde yüksek
öğrenim görmüş olmak,
2) Eğitim fakültelerinden veya benzeri yükseköğretim
kurumlarından mezun olup okul öncesi öğretmeni unvanını
almış olmak.
b) Öğretmen: çocukların gelişimlerini sağlamak, onlara iyi
alışkanlıklar kazandırmak, onları ilköğretime hazırlamak
için çocuk gelişimi ve eğitimi veya okul öncesi eğitim
alanında yüksek öğrenim görmüş, öğretmenlik formasyonuna
sahip kişiler anaokulu öğretmeni olarak görevlendirilir.
c) Sağlık personeli: oda ve yurtlar işyerlerinde görevli
hekimin tıbbi gözetimi altındadır. Çocukların sağlık
durumları en az gün aşırı bir hekim tarafından kontrol
edilir ve gereği yapılır.
Çocukların periyodik sağlık kontrollerini yapmak, sağlıkla
ilgili kayıtlarını tutmak, salgın ve bulaşıcı hastalıklara
karşı gerekli önlemleri almak veya aldırmak, sağlık ve
temizlik yönünden gerekli denetimleri yapmak üzere işyeri
hekimi ile hemşire görevlendirilir.
d) Diğer personel: odalarla yurtların emzirme odalarında her
10 çocuk için bir kadın çocuk bakıcısı bulundurulur. Çocuk
bakıcılarından en az birinin Kız Meslek Lisesi Çocuk
Gelişimi ve Eğitimi Bölümü mezunu veya benzeri mesleklerden
olması zorunludur.
Yurtlarda, her 20 çocuk için bir çocuk bakıcısıyla Kız
Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü mezunu veya
benzeri meslek mensubu eleman bulundurulur.
Oda ve yurtlardaki çocuk ve grup sayısına göre beslenme,
temizlik ve diğer hizmetler için yeterli sayıda personel
istihdam edilir. Bu personel için en az ilkokul diploması
veya okur yazarlık belgesi almış ve sağlıklı olma şartı
aranır.
Yukarıda belirtilen personel dışında, işverence gerekli
görüldüğü takdirde, sosyal hizmet uzmanı, beslenme uzmanı ve
psikolog, Kız Meslek Lisesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Bölümü
mezunlarıyla müzik, güzel sanatlar ve spor dalında ihtisas
sahibi elemanlar görevlendirilebilir. Bunlar kendi alanları
ile ilgili çalışma programları çerçevesinde faaliyet
gösterirler.
e) Oda ve yurtlarda bulunan çocukların korunmaları amacıyla
buralarda çalıştırılacak tüm personel işe girişte ve
periyodik olarak akıl ve vücut sağlığı ve bulaşıcı
hastalıklar yönünden sağlık kontrolünden geçirilecek,
çocukların sağlık ve gelişimlerini olumsuz etkileyebilecek
personel bu işlerde çalıştırılmayacaktır.
Çocukların Muayeneleri
Madde 21 —
Oda ve yurtlara kabul edilecek çocuklar önce gözlem odasına
alınır ve hekim muayenesinden geçirilir. Bulaşıcı veya
tehlikeli bir hastalığı bulunmadığı ve portör olmadığı
anlaşılanlar hakkında rapor düzenlenir, raporlar çocukların
özel dosyalarında saklanır.
Bulaşıcı veya tehlikeli bir hastalığı olanlar, hastalık
kuşkusu bulunanlar veya portör olduğu anlaşılanlar, sağlıklı
olduklarının belirlenmesine kadar oda ve yurtlara
alınmazlar.
Oda ve yurtlarda bulunan çocuklardan bulaşıcı hastalığa
tutulanlar veya tutulduğundan şüphe edilenler, hekime
muayene ettirilmek üzere derhal gözlem odalarına alınırlar.
Muayene sonucunda bulaşıcı veya tehlikeli bir hastalığa
tutulduğu anlaşılan çocuklar, hekimce ya bir sağlık
kuruluşuna gönderilir ya da reçetesi verilerek gerekli
öğütlerle ailesine teslim edilir.
Oda veya yurda kabul edildiği gün her çocuk için örneği EK-VI
da yer alan bir gözlem kağıdı doldurulur ve özel dosyasına
konur. Çocuklar buralarda kaldığı sürece, onların sağlık ve
genel gelişme durumları, beden yapıları ve ruhsal
özellikleri en az haftada bir defa görevli hekimce örneği
EK-VII de yer alan sağlık muayenesi kağıtlarına işlenir.
Oda ve yurtlarda kalan çocuklara koruyucu aşılar ve serumlar
yapılır ve bunlar örneği EK-VIII de yer alan çizelgeye
yazılır.
Çocukların Beslenmesi
Madde 22 —
Oda ve yurtlarda, çocuklara, yaşlarına göre mamaları,
kahvaltıları ve yemekleri verilir. Yemek listelerinin ve
mamaların düzenlenmesinde görevli hekimin düşüncesi alınır.
Çocuklara, ayrıca, günde 250 şer gram dayanıklı veya
pastörize, bulunmadığı takdirde kaynamış süt veya yoğurt
verilir.
|