|
Dünyanın her yerinde, emekçi kadınlar, toplumsal cinsiyet
kaynaklı eşitsizliklerle yüz yüzedir. İşyerinde ayrımcılığa
uğrayan, daha düşük ücretle çalıştırılan, işten çıkartılması
en kolay olan emekçi kadınlardır; evde, dünyanın tek
ücretsiz emeğini yaratan yine emekçi kadınlardır; açlığın,
sefaletin, işsizliğin, savaşların bedelini iki kez fazla
ödeyen yine kadınlardır.
8 Mart 1857’de, ABD’de 40 bin kadın dokuma işçisi, 12-14
saatlik işgününü, ağır çalışma koşullarını ve düşük
ücretleri protesto etmek için greve gittiler. Kadınlar bu
talepler doğrultusunda çalıştıkları fabrikayı işgal ettiler;
ancak polis müdahalesi ile karşılaştılar. Çıkan olaylarda
100’ün üzerinde kadın hayatını kaybetti. 1910 yılında da,
Kopenhag’da 2. Enternasyonal Kadın Konferansı’nda Clara
Zetkin’in önerisiyle 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan
edildi. Kadınlar yıllardır tüm dünyada, yalnızca eşit işe
eşit ücret gibi çalışma koşullarına ilişkin talepler
doğrultusunda değil; oy hakkı gibi politik talepler
doğrultusunda da mücadele etmektedir. Bugün dünyada kadına
ait kazanılmış hakların hemen hemen tümü, emekçi kadınların
zorlu mücadeleleriyle kazanılmıştır.
Bugün Türkiye’de:
·
İşsiz her 10 kişiden 7’si kadındır. İşgücü içerisindeki
kadınların çok büyük bir bölümü de, niteliksiz ve ucuz
işgücü olarak kullanılmakta; büyük oranda sendikasız ve
sigortasız olarak çalıştırılmaktadır. Emekçi kadınlar
ortalama olarak erkeklerin yarısı kadar ücret almaktadır.
·
Türkiye’de yaklaşık 12 milyon ev kadını vardır. Bu
kadınların evde yaptıkları işler ‘iş’ olarak görülmemekte,
emekleri görünmez kılınmaktadır. Bu kadınların pek çoğu aynı
zamanda tekstil, dokuma gibi sektörlerde ‘eve iş verme’
sistemine bağlı olarak çok düşük ücretle çalışmaktadır.
·
Eğitim konusunda da kadınlarla erkekler arasında ciddi bir
ayrım vardır. Ülkemizde okuma yazma bilmeyenlerin yüzde 75’i
kadınlardır.
·
Türkiye’de çok eşlilik özellikle kimi bölgelerde hâlâ
varlığını korumaktadır. Gericilik ve bazı gelenekler kadına
karşı ayrımcılığı hergün yeniden üretmektedir. Kadının
geleceğine yönelik söz hakkının olmadığı, kararın ailelere
ait olduğu görücü usulü evlilik hala yaygın olarak
uygulanmaktadır.
Dünyamızdaki açlık ve sefaletin nedeni emperyalizm ve
neoliberal dünya düzenidir. Sosyal devletin kazanımlarının
bir bir elimizden alındığı, üretimin dünya çapında piyasa
koşullarına terk edildiği bu dönemin acılarını en fazla
çekenler kadın ve çocuklardır. Ancak yalnızca kadın hakları
için mücadele bu felaketlerin son bulması için yeterli
değildir. İnsan yaşadığı koşullara karşı mücadele ettikçe
özgürleşir. Kadının özgürleşmesinin yolu da, yalnızca
‘kadın’ olmaktan kaynaklı sorunlarına karşı değil, bu
sorunları yaratan sisteme karşı mücadele etmekten geçer.
Bu yıl Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün ayrı bir anlamı, ayrı
bir mücadele hattı da var. ABD’nin ülkelerini işgal etmesine
karşı mücadele veren; ABD’nin Irak’ı işgal ettiği 2003
yılından bu yana, 4 yıldır, tecavüzle, ölümle, yoksullukla
yaşayan Iraklı kadınlardan üçü, üç onurlu kadın Lika, Vassan
ve Zeynep 3 Mart günü idam edilecekti. İdamları 9 Mart’a
ertelendi. Lika 26 yaşında ve 1 yıl önce cezaevinde
doğurduğu bir bebeği var, Vassan 31 yaşında ve 3 yaşında bir
kızı var, Zeynep ise 25 yaşında. Iraklı üç kadın, işgal
kuvvetlerine karşı ülkelerini savundukları için ‘terörist’
ilan edilerek ölüme mahkum edildiler. Oysa onlar, ABD
emperyalizminin Irak’ta yarattığı vahşete karşı ülkelerini,
onurlarını, ‘insanca yaşam’ haklarını savunan kadınlar. Bu
yıl 8 Mart, dünyanın dört bir yanında 3 Iraklı kadının
idamına karşı seslerin yükseltileceği gün olma anlamını da
taşımaktadır.
Toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılıkların yaşanmadığı,
eşitlikçi, insanın insanı sömürmediği daha güzel bir dünya
özlemiyle; bu dünyayı yaratabilmek için hep birlikte
mücadele etme umuduyla 8 MART DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR
GÜNÜNÜ KUTLUYORUZ.
Merkez Yönetim Kurulu Adına
Yakup Akkaya
Genel Başkan |