|
Teknolojik gelişmelerin damga vurduğu çağımızda,
Türkiye’nin en büyük metropolünde, İstanbul Bahçelievler’de
5 yaşındaki Dilara üstü kartonla kapalı rögar çukuruna
düşerek feci şekilde can verdi.
İstanbul
Büyükşehir Belediyesi’nden İSKİ’ye tüm yetkili kurumlar
birbirini ve hatta halkı suçladı. İhale ile inşaat işini
alan ve işi taşeron firma Güntek’e veren MVM Turizm ve
Ticaret Ltd Şti yaptığı ilk açıklamalarda inşaat alanını
trafiğe kapalı alan olarak tarif etti. Ancak bölgede herkes,
yolun trafiğe kapatılmadığını ve rögar kapaklarının çoğu kez
açık olduğunu belirtti. Bunun üzerine, AKP’ye yakınlığıyla
bilinen Bilal Şahin’in sahibi olduğu MVM, firmanın ortaya
çıkacak hukuki ve vicdani sorumluluğu kabul edeceğini
açıkladı. Şirketin avukatı ise, yolu kullanmayı sürdüren
vatandaşları suçladı.
Bugün
artık yapılacak hiçbirşey küçük Dilara’yı geri getiremez,
ailesinin ve yakınlarının üzüntüsünü dindiremez. Dilara’nın
ölümü, ülkemizde bu tarz ihmaller sonucunda ortaya çıkan
yaralanma ve ölümlerin ne ilki ne de sonuncusudur. Peki bu
‘kaza’ların sorumluları kimdir?
İstanbul
Büyükşehir Belediyesi ve İSKİ bu olayın sorumlularındandır.
İhalelerde yandaş kayırma çabası ile hareket edildiği,
ihalelerin AKP’ye yakın isimlere verildiği, belediyenin
yapması gereken denetim ve kontrollerin ihmal edildiği
yıllardır söylenmektedir.
İhaleyi
alan MVM ve işi alan taşeron firma Güntek bu işin
sorumlularındandır.
Ancak
sorumluları yukarıda adı geçenlerle sınırlamak, olayın
boyutunu daraltmakta; topyekün bir sistem sorunu olduğunu
görmezden gelmek demektir.
Devlet,
‘sosyal devlet’ olmanın gereği olarak, yol, su, elektrik,
altyapı gibi hizmetlerden, bu hizmetlerin nitelikli bir
biçimde üretilmesinden ve halka ulaştırılmasından
sorumludur. Oysa yıllardır kamuda ihtiyaç fazlası eleman
çalıştırıldığı söylenmekte, kamu daraltılmakta, kamuda
çalışan işçi sayısı azaltılarak işler taşeron firmalar
aracılığıyla yürütülmektedir. Belediyeler denetim
görevlerini dahi yerine getirmemektedirler. Neoliberal
politikaların hayata geçirilmesi sürecinde gelinen noktada
artık ‘vergilerimizin bize yol, su, elektrik olarak döndüğü’
günler geride kalmaktadır. Kamu hizmetleri gün geçtikçe
niteliksizleşmektedir. İşlerin taşerona verilmesi de
özelleştirmenin bir biçimidir. Kamunun küçültüldüğü, kamu
hizmetlerinin adım adım piyasa koşullarına terk edildiği bir
sistemde ise; insan hayatının değersizleşmesi, bölgeler
arası eşitsizliklerin gün geçtikçe artması ve ihmallerden
doğan kazaların olması kaçınılmazdır.
Bugün
yapılması gereken, insan hayatını hiçe sayan bu değerler
sistemine karşı, kamunun daraltılmasına, kamu hizmetlerinin
piyasa koşullarına terk edilmesine karşı topyekün bir
mücadele örgütlemektir.
Merkez Yönetim Kurulu Adına
Yakup Akkaya
Genel Başkan |