GENEL SAĞLIK SİGORTASI:

SAĞLIKTA “REFORM” DEĞİL; “YIKIM”

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası en temel haklardan olan sosyal güvenlik ve sağlık haklarının ticarileşmesine yol açmakta; hak niteliğindeki gereksinimlerin ticari bir mal gibi pazarlanmasına olanak sağlamaktadır.

   Anayasa Mahkemesi’nin, 1 Ocak 2007 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun bazı maddelerini iptal etmesinin ardından yasanın yürürlük tarihi 6 ay ertelendi. Dava, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP tarafından, yasanın 23 maddesinin iptali istemli ayrı ayrı açılmış ve sonra birleştirilmişti. Halkın geniş muhalefetine rağmen çıkartılan yasanın bazı maddelerinin, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, yasanın tekrar tartışmaya açılması ve tüm çalışanlar için adil düzenlemeler yapılması yolunda fırsat yaratması açısından olumlu bir gelişme olmuştur. Ancak ne yazık ki, Anayasa Mahkemesi yasa hükümlerini ‘kamu çalışanları’ lehine iptal etmiş ve işçiler aleyhine ayrımcı bir tutum ortaya çıkmıştır. Bugün, uygulanması planlanan tek çatı sistemi çökmüştür. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası’nın yürürlük tarihi 1 Temmuz 2007’ye ertelenmiştir. Bu süreçte sosyal güvenlik ve sağlık sistemimizi yıkıma uğratacak bu düzenlemelere karşı kapsamlı bir mücadele ortaya konulmalıdır.

 

IMF ve DÜNYA BANKASI’NIN KREDİ KOŞULLARI ARASINDAYDI

 

‘Sağlıkta reform’ adı altında topluma sunulan program, ulusötesi şirketler ve IMF gibi güç odakları açısından bir ‘reform’ niteliği taşırken; ülkemizin işçileri, memurları, emeklileri, üreten kesimleri açısından bir ‘yıkım’ niteliğindedir.

 

SSK sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı’na devriyle başlayan sağlığın piyasalaştırılması, ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi sürecinin bir parçası olan, Dünya Bankası ve IMF’nin kredi koşulları arasında ve Avrupa Birliği İlerleme Raporu’nda yer alan, ülkemiz emekçileri için ise sağlık ve sosyal güvenlik haklarında yıkım anlamına gelen Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası 19 Nisan 2006 günü TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmişti. Hatırlanacağı üzere, işçi ve memur sendikalarının, odaların ve çeşitli sivil toplum örgütlerinin günlerce süren protestolarına, kampanyalarına rağmen, 122 maddelik tasarı, temel yasa olarak, madde başına 4 dakikalık görüşmelerle iki günde geçirilmişti. Muhalefet ise, yasanın temel yasa olarak görüşülmesini protesto ederek oturumlara katılmamıştı. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yasanın 15 maddesini yeniden görüşülmesi için TBMM’ye geri göndermiş; ancak Cumhurbaşkanı’nın hiçbir uyarısı dikkate alınmadan, 31 Mayıs 2006 tarihinde yasa aynen kabul edilmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve CHP tarafından, kanunun 23 maddesinin iptali istemli ayrı ayrı dava açılmıştı.

 

YENİ YASA SAĞLIKLA İLGİLİ NE GİBİ DEĞİŞİKLİKLER GETİRİYOR?

 

Yeni yasa ile Genel Sağlık Sigortası sistemi getirilmiş ve sağlık sistemi tek çatı altında toplanmıştır. ‘Hasta’yı ‘müşteri’, ‘hastane’yi ‘ticarethane’ haline getiren bu sisteme bağlı olarak yapılan düzenlemelerin bir bölümü aşağıda yer almaktadır:

 

Prim Borcu Olan, Sağlık Hizmetinden Yararlanamıyor

 

Genel sağlık sigortası primi, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına tabi olanlar için prime esas kazancın %12,5’i olarak belirlenmiştir. Bunun %5’i sigortalıdan kesilecek, %7,5’i ise işverenden alınacaktır. Yalnızca genel sağlık sigortasına tabi olanlar için ise genel sağlık sigortası primi, prime esas kazancın %12’sidir. Devlet de sigortalının prime esas kazancını esas alarak, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları için %5; genel sağlık sigortası için %3 oranında katkı yapar.

 

Genel Sağlık Sigortası prim borcu olanlar, ödenmemiş primlerini ödeyene kadar yalnızca acil durumlarda sağlık sigortasından yararlanabilecektir. Ancak acil durumlarda kurum tarafından karşılanacak bu meblağ, daha sonra faiziyle birlikte sigortalıdan tahsil edilecektir.

 

Sağlık Hizmetlerinden Yararlanma Şartı Nedir? Katılım Payı Verilecek Mi?

 

Sağlık hizmetlerinden yararlanmak için, sağlık hizmeti almak için başvurulduğu tarihten önceki son 1 yıl içinde toplam 30 gün genel sağlık sigortası primi ödenmiş olması; isteğe bağlı sigortalıların ise prim borcu bulunmaması gerekmektedir.

 

Hasta, ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi, ortez, protez, iyileştirme araç ve gereçleri, ayakta tedavide sağlanan ilaçlar için katılım payı ödemekle yükümlü kılınmıştır. Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi için 2 YTL olarak belirlenen katılım payı, diğerleri için %10 ile %20 arasında olmak üzere kurumca belirlenecektir. Bu hüküm Anayasa Mahkemesi tarafından yalnızca memurlar yönünden iptal edilmiştir.

 

Sevk Zincirine Uyulmadığı Durumlarda Ne Olacak?

 

Genel sağlık sigortalısı ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler sevk zincirine uymadan, diğer basamaktaki sağlık hizmetlerinden yararlanmaya kalktıkları durumda, katılım payı %50 artırılarak uygulanacaktır.

 

Dolayısıyla, rahatlıkla söylenebilir ki, yeni sistemde sigortalı olmak, sağlık hizmeti almanın garantisini oluşturmamaktadır. Prim borcu olanlar, katılım payı ödeyecek parası olmayanlar, sağlık hizmetlerine ulaşmakta büyük sıkıntı yaşayacaklardır. Yeni sistem, toplumun en yoksul kesimlerinin en temel haklardan birinden mahrum kalmalarına yol açabilecek niteliktedir.

 

İşten Çıkan veya Çıkartılan Sigortalıların Sağlık Hakkından Yararlanması

 

Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre, işten çıkan veya çıkartılan sigortalılar, son prim ödediği tarihten önce 120 gün hastalık sigortası primi ödemiş ise, kendisi ve hak sahipleri 6 ay süresince sağlık yardımlarından yararlanabiliyordu. Yeni kanuna göre ise, işten çıkartılan veya çıkan sigortalının sağlık yardımlarından yararlanabilmesi için bir ay içinde genel sağlık sigortası primini ödemesi gerekmektedir.

 

Temel Teminat Paketi Uygulamasına Geçiliyor

 

Genel sağlık sigortası, yalnızca ‘Temel Teminat Paketi’ içerisinde yer alan sağlık hizmetleri için geçerli bir sigorta. Temel Teminat Paketi içinde yer almayan hastalıklar sigorta kapsamında yer almayacak. Her an, paketlerin daraltılması, önemli hastalıkların ‘maliyeti fazla’ gerekçesi ile paketten çıkartılması tehlikesi ile yüz yüze olacağız.

 

 

Koruyucu Hekimlik Uygulamaları Nasıl Etkilenecek?

 

Yeni düzenlemede, koruyucu hekimlik uygulamaları adım adım yok ediliyor. Topluma ücretsiz koruyucu sağlık hizmeti sunan sağlık ocakları kapatılıyor. Bunların yerini ‘herkese ücretsiz sağlık’ sloganlarıyla tanıtılan aile hekimliği uygulaması alacak. Ancak aile hekimliği uygulamasında, toplumumuz için son derece önemli olan aşılama, gebe, bebek takipleri yapılamayacak, bulaşıcı hastalıklar artabilecektir.

 

 SONUÇ

 
Bu yasa, en temel haklardan olan sosyal güvenlik ve sağlık haklarının ticarileşmesine yol açmakta; yasa ile, hak niteliğindeki gereksinimlerin ticari bir mal gibi pazarlanmasına olanak sağlanmaktadır.

 

Yasa ile, ‘paran kadar sağlık’ anlayışı yerleştirilmeye çalışılmaktadır. Oysa, sağlık temel bir insan hakkıdır. Devlet, ülkede yaşayan herkese, parasız ve kaliteli sağlık hizmeti sunmalıdır. Sağlık yardımı, kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali olarak tanımlanmalı, sağlık hizmetleri bu esasa uygun olarak yürütülmelidir.

 

Sağlık ve sosyal güvenlikte ‘reform’ olarak sunulan ve IMF ve Dünya Bankası’nın talepleri doğrultusunda çıkartılan bu yasa, ulusötesi güç odakları, yerli ve yabancı sermaye açısından bir ‘reform’ niteliği taşımaktadır; fakat bu ülkenin emeğiyle geçinen insanları açısından ciddi bir yıkımdır. Önümüzdeki dönemde ‘bu işin maliyeti çok arttı, vatandaş da elini biraz cebine atsın’ deneceği, sağlığın git gide özelleştirileceği, 2007 bütçesinde sağlığa ayrılan paydan da görülmektedir. 2006 yılında 7.814 milyar YTL olan Sağlık Bakanlığı bütçesi 9 aylık dönemde tükenmiştir. Buna rağmen 2007 yılında Sağlık Bakanlığı bütçesi 6.600 milyar YTL’ye düşürülmüştür.

 

Bugün ise hala bir umut vardır. Anayasa Mahkemesi’nden çıkan karar, memurları gözeten ve işçilerle ilgili olumsuzlukları görmezden gelen nitelikte olmasına rağmen, yasanın tekrar tartışmaya açılmasını sağlaması yönünden olumludur. Vurgulanması gereken, henüz bu yasaya karşı mücadelenin bitmediğidir. Kendimizin, çocuklarımızın ve bizden sonraki kuşakların sosyal güvenlik ve sağlık hakkını koruyabilmek, onların insanca yaşayabilme hakkını savunmak için bugün hala bir şansımız vardır.